Koca bir yılın içinde en sevmediğim mevsim ilkbahar.Hele ki mart ayının ilkbahara dahil edilmesini daha da sevmiyorum.O nasıl bir bahardır ki ayın ilk 15 günü kar yağıp da diğer günler bir sıcak bir soğuk,bir güneşli bir yağmurlu geçer.Mart kapıdan baktırır kazma kürek yaktırır atasözünü çocukken anlamazdım ya,şimdi 2 sayfalık makale halinde anlatabilirim herkese o kıvama geldim.
Sıcak havayı mini mini etekleri,babetleri,çimenlerde oturmayı çok özledim.Zaten bu kışı o kadar soğuk,ıslak,karlar içinde ( geçen sene ankaradayken 'allaam nolur seneye istanbula da bu kadar kar yağsın' diye yalvarmam çok çok ayrı bir mevzu )geçirdik ki bana kış sanki 2 yıldır falan sürüyomuş gibi gelmişti.Havaların ısınmasını o kadar hevesle beklerken mart geldi ve hepimizi salak bir mutluluk sardı,havalar ısınacak yuppii!Nitekim havalar da ısındı,ısınmadı değil yani,nerdeyse 20 dereceye kadar çıktı kendimizi dışarılara parklara bahçelere attık,yaşlı amcalar teyzeler akşam yürüyüşlerine çıktı ve içimiz aşkla doldu.Artık düzeldi bak kesin söylüyorum bozulmaz bu saatten sonra hava diyenler ortalıkta cirit atmaya başlamışken brrrrr karadenizden soğuk hava dalgası bütün umutlarımızı adeta sümüklü bir peçete gibi kullanıp attı bir kenara.
3 gündür hava tekrar eski belirsiz saçma sapan haline geri döndü,trençkotlar tekrar bir kenara kaldırıldı,pencereler kapılar sıkıca örtüldü ve parkta in cin top oynamaya başladı.Yine sigara içerken elimiz morardı,benim gibi köpeğini gezdirenler hayattan soğudu,bahçede biraz daha fazla oturabilmek için kaynar çaylar içildi ve welcome back winter!Bugün ayın 28i ve nisanı dört gözle bekliyoruz,ne de olsa nisandan sonra havalar bozmaz dimi?Siz öyle sanın.Hele ki istanbullu dostlarım bize çok üzülüyorum.Daha hazirana kadar bir yağmurlu bir güneşli ılık ama bir işe yaramaz,insana şemsiyeyi sevdiren havalar esir alacak bizi.İlkbaharı sevmiyorum işte bu yüzden.Ben zaten belirsizlikleri hiç sevmem.Her mevsimin bir karakteri var,yaz sıcak,kış soğuk,hatta sonbahar bile kesin olarak serindir,ama ilkbahar çok gereksizdir.
28 Mart 2012 Çarşamba
Ucuza Dekorasyon İpuçları
Aynı ev eşyalarını 5 yıldan fazla sabit bir şekilde kullanmış olan insanların en çok istediği şey evinde yeni bir ışıktır.Mobilyaları değiştirmek bunun için en başta gelen çözüm olsa da bütçeler genelde bunun için yeterli olmaz ve farklı alternatiflere yönelinir.Bu aralar ben de evimi değiştirmek istediğim için sürekli araştırıyorum,nasıl daha ucuza halledebilirim diye ve ufak ufak ipuçları yakaladım onları paylaşmak istiyorum.
1.Koltukları Kaplatmak
Bir evi en çok değiştiren eşya koltuklardır bence.Oturma alanına girildiğinde ilk göze çarpan da,misafir ağırlandığında en çok dikkat edilen de koltuklar olduğu için,evi değiştirmeye koltuklardan başlarız genelde.Ama fiyatlar alıp başını gittiği için ben öncelikle döşemecileri araştırmanızı öneririm.Kadife,deri,keten..çok çeşitli ve rengarenk kumaşlarla tam istediğimiz gibi koltuklar kaplanabiliyor ve yaklaşık yeni bir koltuk takımının 1/3ü fiyata halledilebiliyor.Ben genelde zor beğenen bir insan olduğum için kaplamak bana daha uygun,en azından istediğim kombinleri yapabiliyorum.
2.Mobilyaları Boyamak
Evde fazlalık gibi duran zigon sehpalar,rengi solmuş,soyulmuş şifonyerler,hatta kitaplıklar..Ahşap boyama tekniğiyle tamamen farklı bir havaya bürünmeleri sizin elinizde.Gerekli olan şeyler sadece,istediğiniz renklerde ahşap boyası,zımpara ve vernik.Gerisi tamamen yeteneğinize kalmış.Ben salonumda duran kapaklı dolabımı boyamayı düşünüyorum önce,kapıdan girildiği anda tam karşıda olduğu ve artık köşeleri soyulmaya başladığı için seçtim onu.Önce zımparalayıp pürüzlerini yok etmek,daha sonra istenilen desende boyamak ve en son üstüne bir kat vernik atmak yeterli oluyor.Yaratıcılığınız konuşsun artık.
3.Duvarları Renklendirmek
Eğer sevdiğiniz fotoğraflar,afişler,manzalar hatta kendi yaptığınız tasarımlar varsa bir dijital matbaaya gidip onları istediğiniz boyutta bastırabilir ve çok uygun fiyatlara çerçeveletebilirsiniz.Ben erkek arkadaşımın yaptığı afişlerden istediğimi seçip baskıya götürmeyi planlıyorum en kısa zamanda.Evime en yakın çerçeveciyle konuşup istediğim 35x50 boyutta çerçevenin fiyatlarının 10 tlden başladığını öğrendim,böylece duvarlarımı neşelendirmek bana sadece 15 tlye mal olacak.Ya da eğer arkadaşlarınızdan sanatla ilgilenenleri varsa sizin için bir tuvali renklendirir mi sorabilirsiniz.
4.Aksesuar
Nasıl bir giysiyi tamamlayan şey aksesuarsa,evde de böyledir.Düzenlemek istediğiniz odanız için ufak tefek biblolar,vazolar,saksı çiçekleri,hatta kendi yaptığınız kalemlikler bile çok büyük değişimler sağlar.Üstü boş olan bir sehpayı,bir şifonyeri,televizyon ünitesini kendi seçtiğiniz aksesuarlarla canlandırıp,nerdeyse hiç para harcamadan evinizin havasını değiştirebilirsiniz.
1.Koltukları Kaplatmak
Bir evi en çok değiştiren eşya koltuklardır bence.Oturma alanına girildiğinde ilk göze çarpan da,misafir ağırlandığında en çok dikkat edilen de koltuklar olduğu için,evi değiştirmeye koltuklardan başlarız genelde.Ama fiyatlar alıp başını gittiği için ben öncelikle döşemecileri araştırmanızı öneririm.Kadife,deri,keten..çok çeşitli ve rengarenk kumaşlarla tam istediğimiz gibi koltuklar kaplanabiliyor ve yaklaşık yeni bir koltuk takımının 1/3ü fiyata halledilebiliyor.Ben genelde zor beğenen bir insan olduğum için kaplamak bana daha uygun,en azından istediğim kombinleri yapabiliyorum.
2.Mobilyaları Boyamak
Evde fazlalık gibi duran zigon sehpalar,rengi solmuş,soyulmuş şifonyerler,hatta kitaplıklar..Ahşap boyama tekniğiyle tamamen farklı bir havaya bürünmeleri sizin elinizde.Gerekli olan şeyler sadece,istediğiniz renklerde ahşap boyası,zımpara ve vernik.Gerisi tamamen yeteneğinize kalmış.Ben salonumda duran kapaklı dolabımı boyamayı düşünüyorum önce,kapıdan girildiği anda tam karşıda olduğu ve artık köşeleri soyulmaya başladığı için seçtim onu.Önce zımparalayıp pürüzlerini yok etmek,daha sonra istenilen desende boyamak ve en son üstüne bir kat vernik atmak yeterli oluyor.Yaratıcılığınız konuşsun artık.3.Duvarları Renklendirmek
Eğer sevdiğiniz fotoğraflar,afişler,manzalar hatta kendi yaptığınız tasarımlar varsa bir dijital matbaaya gidip onları istediğiniz boyutta bastırabilir ve çok uygun fiyatlara çerçeveletebilirsiniz.Ben erkek arkadaşımın yaptığı afişlerden istediğimi seçip baskıya götürmeyi planlıyorum en kısa zamanda.Evime en yakın çerçeveciyle konuşup istediğim 35x50 boyutta çerçevenin fiyatlarının 10 tlden başladığını öğrendim,böylece duvarlarımı neşelendirmek bana sadece 15 tlye mal olacak.Ya da eğer arkadaşlarınızdan sanatla ilgilenenleri varsa sizin için bir tuvali renklendirir mi sorabilirsiniz.
Nasıl bir giysiyi tamamlayan şey aksesuarsa,evde de böyledir.Düzenlemek istediğiniz odanız için ufak tefek biblolar,vazolar,saksı çiçekleri,hatta kendi yaptığınız kalemlikler bile çok büyük değişimler sağlar.Üstü boş olan bir sehpayı,bir şifonyeri,televizyon ünitesini kendi seçtiğiniz aksesuarlarla canlandırıp,nerdeyse hiç para harcamadan evinizin havasını değiştirebilirsiniz.
Etiketler:
çerçeve,
Dekorasyon,
dekorasyon ipuçları,
EVCİL HAYVAN,
GÖZÜME TAKILANLAR,
koltuk,
okul,
poster,
ucuz,
vazo
20 Mart 2012 Salı
Andrej Pejic
Etiketler:
andrej pejic,
androjen,
Gözüme Takılanlar,
GÖZÜME TAKILANLAR,
okul
18 Mart 2012 Pazar
Banyo Zamanı
Banyo yapmak biz küçükken ne kadar büyük bir konuysa,şu anda da tamamen önemsiz görülen,adı banyo değil de duş almak diye değişen sıkıcı,günlük bir rutin olmuş durumda.Hepimiz gün içinde canımız sıkılınca bugün de bir duş alıyim diye düşünüyoruz,duşu alıp çıkıyoruz,ne kimse farkediyor,ne bizim umrumuzda oluyor.Oysa ben ilkokuldayken banyo yapmak o kadar önemli bir ritüeldi ki heyecanlanırdık resmen.Sadece pazar akşamları yapılırdı,ödevler bittikten ve yemek yendikten sonra.Önce banyo ısıtılırdı soba yakılıp,daha sonra güğümlerle sobada ısıtılan su kovada ılıtılırdı,giyilecek kıyafetler önden hazırlanır banyodan çıkınca gidilecek odada katalitik yakılırdı.Daha sonra annelerimiz banyoda saçımızı başımızı yolarcasına,derimizi yüzercesine bizi kıpkırmızı yapasıya kadar yıkardı bizi.Öyle duş jelleri falan da yoktu,mis gibi sabun kokardık.Banyodan çıkıp pijamalarımızı katalitiğe tutarak ısıtır ve giyerdik.Babamız saçlarımızı tarardı ve daha sonra cup yatağa,ertesi gün okul vardı çünkü.Tabi bu arada okul önlüğümüz ve yakamız yıkanmış ütülenmiş tören kıyafeti gibi odamızda asılı,çantamız hazır olurdu.O kadar güzeldi ki banyo yapmak,pırıl pırıl olmak,sıcacık kıyafetler giymek mis gibi beyaz sabun kokmak,ben pazar günlerini iple çekerdim.Şimdi bazen duş almaya bile üşeniyorum,hatta eğer evdeysem o hafta,leş gibi kokasıya kadar duş almadığım oluyor yalan değil.Angarya gibi geliyor bazen.O yüzden çok özlüyorum eskiden yapılan pazar banyolarını,şu anda kaloriferli evlerde oturmamıza rağmen o zaman banyodan çıkınca daha az üşümemizi.Ben zaten komple ilkokulu çok özlüyorum da,malesef zaman sadece ileri akıyor..
Etiketler:
banyo zamanı,
beyaz sabun,
Günlük Hayat,
ilkokul,
katalitik
17 Mart 2012 Cumartesi
Sabah Kuşu
Yıllardır hep uyku düzenini tutturmaya çalışan bir insanım ben.ya gecenin bir yarısı yatar öğlen kalkar,ya sabah ezanıyla uyur,ya da abartıp öğlen 12de uyuyup akşam 8de kalkardım.Ocak ayında annem gelicek diye sevinmemin en önemli sebeplerinden biriydi uyku düzenimin oturması.Ama nafile,o da gelince bana uydu ne hikmetse ve biz yine öğleden sonra kalkmaya başladık.Nerdeyse annemle kendimi ev arkadaşı gibi hissedecektim.Doğru düzgün ne gezebildik ne planladığım gibi kahvaltılara gidebilidik.Üç haftanın sonunda o gidince tam bu sefer olacak dedim,akşamları uykum gelsin diye ballı sütler içtim,bütün gün koşturdum yoruldum,akşamları tam uykum gelmeye başlamıştı,ama benim başım dertten kurtulur mu hiç.Çok yakın bir arkadaşıım evsiz kaldı ve ev değiştirirken sevgilisiyle 2 haftaya yakın bende kaldı.İşte o zaman iyice sıçtım resmen vampir olmuştum,öğlen uyuyup akşamın bir köründe kalkardım hatta bazen hiç günışığı görmediğim olurdu.O ara kendimi çok mutsuz hissediyodum,içimden hiç bişey yapmak gelmiyodu ve aslında insanı depresyona itiyormuş güneş görmemek basit bir konu değilmiş yani,gerçekten de insanın tüm enerjisi çekiliyor akşamları.Onlar gittikten sonra çabalamaya geri döndüm ve en sonunda bir mucize gibi 3 aydır böyle devam eden düzeni 3 gün önce düzeltmeyi başardım.Yine akşam 9da uyandığım bir gün kendimi sıktım ve 12de tekrar uyudum.Ve BUM!sabah 9da ayaktaydım.Sonraki iki gün de böyle devam etti.En sonunda şu saatlerde uyanıp,elimde kahvem bloguma yazabiliyorum artık.Üniversiteye ailesinden kopup gelen ve yalnız yaşayan her türk gencinde gözlemlediğim kadarıyla bu sorun var.Uyuyamıyoruz dostlar.Başta çok eğlenceli gelse de gece oturmak, ekstra zaman kullanıyoruz herkes uyurken vakit geçiriyoruz diye düşünsek de aslında öyle değil.Uyku düzeni benimki gibi mahvolmuş olanlara bir kaç tavsiyem var o yüzden ;
Benim şu ana kadar keşfedebildiğim de denediğim çözümler bunlar,eğer başka çözümler de varsa duymayı çok isterim.Ayrıca herkese günaydın :)
*kesinlikle gece kahvesi içmeyin,psikolojik bile olsa uyku açıyor.
*yatağa yattığınızda eğer uyuyamıyorsanız zorlamayın,kalkın evi bir turlayın bir sigara yakın derin bir nefes alıp yatağa uykuyu düşünmeden tekrar girin.
*kendinizi şartlayın,bi günden bişey olmaz yarın erken yatarım demeyin.kesin bugün erken uyumalıyım diye düşünün.
*sabah eğer ki erken uyanırsanız camı açın bir bakın,sabahları hayat gerçekten çok güzel.
*gün içinde benim yaptığım gibi koltuğa yapışıp kalmayın,hareket edin ve yorulun.
Benim şu ana kadar keşfedebildiğim de denediğim çözümler bunlar,eğer başka çözümler de varsa duymayı çok isterim.Ayrıca herkese günaydın :)
Anne Aslan
Etiketler:
anne,
aslan,
Gözüme Takılanlar,
GÖZÜME TAKILANLAR,
lion,
okul,
rescue
15 Mart 2012 Perşembe
Kedili Ev
Eğer gelecekteki bana sesleniyorum LÜTFEN evini böyle yaptırmış ol.yaptırmadıysan ve eğer ki 3 manyak kedin bunu farkederse evi terkederler.Haberin olsun.öptüm.
Etiketler:
Dekorasyon,
evcil hayvan,
EVCİL HAYVAN,
GÖZÜME TAKILANLAR,
Kedi evi,
okul
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)














