Bu hafta gezmelere doyamadım, sınav haftam olmasına inat havalar da muhteşem güneşli olduğu için şu aralar modum çok süper. Hafta içi sınav çıkışları yeni mekanlara gitmek beni gerçekten çok rahatlatıyor.Bu aralar favorim taksimde yeni açılan ''Doqa''. Menüsü her ne kadar starbucksa benzese de fiyatları daha uygun ve daha güzel çeşitler de var. Özellikle tasarım şişeli yeşil çaylara bayıldım bir dahaki gittiğimde kesin almayı düşünüyorum sırf şişesinin güzelliğinden dolayı :) Mekanın dekorasyonu çok güzel, ferah ve aydınlık,ayrıca pastel renklere bezeli olması beni ilk görüşte içeri girmeye davet eden şeydi zaten. Ben chocolatte coconat mocha içtim ve gerçekten beğendim,sadece şurubu biraz fazla kaçırmışlar galiba o yüzden azıcık fazla tatlı geldi bana.Bardak boyları biraz küçük ve servisi tek kişi çalıştığı için biraz yavaş onun dışında ben beğendim, tavsiye ederim :)
İkinci olarak daha önce ayaküstü dondurmasını tadıp çok beğendiğim Lera Fresca'ya gittim.Bir arkadaşımla buluşmak için gitmiştim sipariş vermek için de kendimi zorlayarak onu bekledim ama 2 buçuk saat bekleyince dayanamadım, hava serin olduğu için dondurma yerine milkshake tarzı bir içecek sipariş ettim.Dondurması zaten lezzetli olduğu için dondurmayla yapılan her şeyi de lezzetli oluyor :) Fiyatları gayet uygun ve ayrıca %20 öğrenci indirimi de var. Fıstıklı dondurmasını kesinlikle tavsiye ediyorum, duyduğum kadarıyla sarellelisi de varmış ama daha denemek nasip olmadı deneyince onu da anlatırım :)
dipnot: Her iki fotoğrafta da mekanın hiç bir yerini değil sadece içeceklerin fotoğrafını çekmem ne kadar yeme içme odaklı olduğumu açık ediyor galiba :)
taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
taksim etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
12 Nisan 2013 Cuma
16 Şubat 2013 Cumartesi
Gezi | Beyoğlu'nda Savrulmalar
Geçenlerde en az 4 5 yıldır görüşmediğim liseden bir arkadaşım beni durduk yere ekledi.Bunca yıldır görüşmediğimiz için lisede küserek ayrıldığımızı düşünsem de kafamda ne onunla ilgili bir anı ne de bir kavga gelmediği için bunca zamandır konuşmamamızın açıklamasını bulamıyorum malesef.Tekrar iletişime geçmemizden 2 3 gün sonra buluşmaya kadar verdik ve İstabul'un iki ayrı ucunda oturduğumuz için herkes gibi hadi Taksim'de buluşalım! fikri çıktı ortaya.Bu yazı benim bir semtte oradan oraya bir tek güzel mekan bulamadan savruluşumun hikayesidir.
Öncelikle aynı anda hem kahvemizi hem sigaramızı içebileceğimiz bir tek mekan bile bulamadığımız için Midpoint'e gitmeye karar verdik.Ben gayet beğendim,Anadolu yakasını ve boğazın neredeyse tamamını gören muhteşem bir terası var,ve iki adımda bir ufolar olduğu için asla üşümüyorsunuz.Fiyatlar benim önyargımın aksine gayet normaldi ve porsiyonlar da doyurucu,sadece çok aşırı kalabalık olduğu için servis biraz yavaş ve garsonlar biraz ilgisiz.Yine de son zamanlarda yediğim en güzel tatlıyı Midpoint'te yedim,sevgili italyan usulü sufle lütfen tekrar bir araya gelelim!
Mekandan çıkınca yüzümüze çarpan soğukla kendimizi ilk bulduğumuz yere atmaya çalıştığımız için sevgilimi de alıp Demirörendeki Nosta'ya gittik.Küçücük bir balkonda sıkış tepiş oturmak zorunda kalsak da malesef sigara içen insanlar olarak 2. sınıf insan muamelesi gördüğümüz için imkanlar çok kısıtlı.Fiyatlar o kadar sıradan bir yere göre biraz pahalı geldi bana ve yer kısıtlı olduğu için garsonlar sürekli sizi masadan masaya gönderiyorlar resmen kişi sayısı arttıkça masa kapmaca oynadık yani.
Bütün akşam boyunca en büyük pişmanlığımı uzun zamandır adını çok duyduğum için merak ettiğim Mürekkep - KafePi de yaşadım.Belki bize öyle denk geldi belki de cumartesi akşamı olduğu için öyleydi bilemiyorum ama bekar değilseniz ve klostrofobiniz varsa uzak durun derim ben.Bir arkadaşımızın doğum günü için gittik,zaten rezervasyonsuz girmek imkansız gibi bir şey,içeri ilk girdiğimizde gayet elit bir ortam gördük herkes şarabını içip masasında yemeğini yiyor,çok hoş hafif bir müzik var ve doğal olarak beğendik, tek eksisi içerde sigara içilmiyor ufak bir bahçeye çıkıyorsunuz sigara içmek için.Saat 11'i geçtikten sonra garsonlar masaları kaldırmaya ve bize zigon sehpa tadında standları getirmeye başladılar.Yaklaşık 10 dakika içinde mekan tıklım tıkış doldu hareket edecek yer kalmadı resmen.Yaşadığım en kötü club tecrübesiydi resmen,kapasitesinin 2 katı kadar ergen dolu,herkesin birbirini ellemeye çalıştığı,ter kokan insanların sürekli birbirini kestiği ve köşelerde yiyiştiği bir yer Mürekep.Doğumgünü pastası kaybolduğu ve o kalabalıkta hareket etmek mümkün olmadığı için bir tek fotoğrafımız yoktu ve google görsellerden bakayım dedim,aslında dekorasyon gayet güzel görünüyor biz anlayamasak da.Kesinlikle hafta sonu gitmeyin derim ben eğer çok kalabalıktan hoşlanmıyorsanız.
Sürekli evde oturduğum zamanlar kendi kendime neden daha fazla dışarı çıkmıyorum,herkes eğleniyor ben evdeyim diye yakındığımda açıp açıp bu postu okumayı planlıyorum artık.Nereye gidersem gideyim (benden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama ) nedense bir türlü güzel mekanlar çıkmıyor şansıma.Bir dahaki sefere arkadaş tavsiyesiyle eğlenmek istiyorum artık.Tecrübe her şeyden önemli galiba :)
Öncelikle aynı anda hem kahvemizi hem sigaramızı içebileceğimiz bir tek mekan bile bulamadığımız için Midpoint'e gitmeye karar verdik.Ben gayet beğendim,Anadolu yakasını ve boğazın neredeyse tamamını gören muhteşem bir terası var,ve iki adımda bir ufolar olduğu için asla üşümüyorsunuz.Fiyatlar benim önyargımın aksine gayet normaldi ve porsiyonlar da doyurucu,sadece çok aşırı kalabalık olduğu için servis biraz yavaş ve garsonlar biraz ilgisiz.Yine de son zamanlarda yediğim en güzel tatlıyı Midpoint'te yedim,sevgili italyan usulü sufle lütfen tekrar bir araya gelelim!
Mekandan çıkınca yüzümüze çarpan soğukla kendimizi ilk bulduğumuz yere atmaya çalıştığımız için sevgilimi de alıp Demirörendeki Nosta'ya gittik.Küçücük bir balkonda sıkış tepiş oturmak zorunda kalsak da malesef sigara içen insanlar olarak 2. sınıf insan muamelesi gördüğümüz için imkanlar çok kısıtlı.Fiyatlar o kadar sıradan bir yere göre biraz pahalı geldi bana ve yer kısıtlı olduğu için garsonlar sürekli sizi masadan masaya gönderiyorlar resmen kişi sayısı arttıkça masa kapmaca oynadık yani.
Bütün akşam boyunca en büyük pişmanlığımı uzun zamandır adını çok duyduğum için merak ettiğim Mürekkep - KafePi de yaşadım.Belki bize öyle denk geldi belki de cumartesi akşamı olduğu için öyleydi bilemiyorum ama bekar değilseniz ve klostrofobiniz varsa uzak durun derim ben.Bir arkadaşımızın doğum günü için gittik,zaten rezervasyonsuz girmek imkansız gibi bir şey,içeri ilk girdiğimizde gayet elit bir ortam gördük herkes şarabını içip masasında yemeğini yiyor,çok hoş hafif bir müzik var ve doğal olarak beğendik, tek eksisi içerde sigara içilmiyor ufak bir bahçeye çıkıyorsunuz sigara içmek için.Saat 11'i geçtikten sonra garsonlar masaları kaldırmaya ve bize zigon sehpa tadında standları getirmeye başladılar.Yaklaşık 10 dakika içinde mekan tıklım tıkış doldu hareket edecek yer kalmadı resmen.Yaşadığım en kötü club tecrübesiydi resmen,kapasitesinin 2 katı kadar ergen dolu,herkesin birbirini ellemeye çalıştığı,ter kokan insanların sürekli birbirini kestiği ve köşelerde yiyiştiği bir yer Mürekep.Doğumgünü pastası kaybolduğu ve o kalabalıkta hareket etmek mümkün olmadığı için bir tek fotoğrafımız yoktu ve google görsellerden bakayım dedim,aslında dekorasyon gayet güzel görünüyor biz anlayamasak da.Kesinlikle hafta sonu gitmeyin derim ben eğer çok kalabalıktan hoşlanmıyorsanız.
Sürekli evde oturduğum zamanlar kendi kendime neden daha fazla dışarı çıkmıyorum,herkes eğleniyor ben evdeyim diye yakındığımda açıp açıp bu postu okumayı planlıyorum artık.Nereye gidersem gideyim (benden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama ) nedense bir türlü güzel mekanlar çıkmıyor şansıma.Bir dahaki sefere arkadaş tavsiyesiyle eğlenmek istiyorum artık.Tecrübe her şeyden önemli galiba :)
24 Aralık 2012 Pazartesi
Kış Gezmeleri
Bu aralar havaların soğumasına rağmen inanılmaz dışarı çıkıyorum.Bütün yaz sıcaktan eve oturmanın acısını çıkardım diyebilirim.Uzun zamandır gitmediğim taksime 2 haftadır sürekli gitmem de bu gezintilere dahil.Artık istiklalde bizim diyebileceğim bir kafemizin olması - by pello - soğuktan donarken gidip bedavaya sıcacık çay içebilmemiz harika oldu.
Her ne kadar ders için de olsa kitap okumak benim için baş uğraş olduğundan verilen ödeve hiç gocunmadan kitap bakmaya gittik geçen gün de.İstanbul kitapçısının yanından bin kere geçip de hiç daha önce farketmemiş olmama rağmen tarifle çok rahat buldum.( kocaman istanbul belediyesi yazıyor her tarafında bulmamak imkansız ) İstanbulla ilgili bir kitap seçmek zorunda olduğumuz ve bu kitapçıya gitmek zorunda kaldığımız için mutsuz bir şekilde girdim içeri,şimdi iğrenç sıkıcı kitapların içinden nasıl seçerim diye.Ama istanbulla ilgili gerçekten çok mükemmel kitaplar vardı,en az 10 kitapta aklım kaldı resmen.Hem bir hafta içinde okumam gerektiği hem de çıktığından beri merak ettiğim için Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit ' i seçtim.Henüz diğer kitabımı bitirmediğim için başlayamadım ama derste hocanın takıntılı olduğu fatih sultan mehmet tarihini işlediği için kafadan bir A yazdım kendime ortalamada.
Tekrar istiklalden yukarı çıkarken kendimize de birer bere aldık kulaklarımız donunca.İsteyip de bulamadığım ressam tarzı bereyi,tarif etmeyi bir türlü beceremesem de bulduğuma cidden sevindim.Bu kış atkı-bere-eldiven üçlüsünden yana pek şansım yok asla istediğimi bulamıyorum,bereyi bulduk şimdi sıra atkıyı eldiveni uydurup bulmakta.Önerilere açığım.
Her ne kadar ders için de olsa kitap okumak benim için baş uğraş olduğundan verilen ödeve hiç gocunmadan kitap bakmaya gittik geçen gün de.İstanbul kitapçısının yanından bin kere geçip de hiç daha önce farketmemiş olmama rağmen tarifle çok rahat buldum.( kocaman istanbul belediyesi yazıyor her tarafında bulmamak imkansız ) İstanbulla ilgili bir kitap seçmek zorunda olduğumuz ve bu kitapçıya gitmek zorunda kaldığımız için mutsuz bir şekilde girdim içeri,şimdi iğrenç sıkıcı kitapların içinden nasıl seçerim diye.Ama istanbulla ilgili gerçekten çok mükemmel kitaplar vardı,en az 10 kitapta aklım kaldı resmen.Hem bir hafta içinde okumam gerektiği hem de çıktığından beri merak ettiğim için Sultanı Öldürmek - Ahmet Ümit ' i seçtim.Henüz diğer kitabımı bitirmediğim için başlayamadım ama derste hocanın takıntılı olduğu fatih sultan mehmet tarihini işlediği için kafadan bir A yazdım kendime ortalamada.
Tekrar istiklalden yukarı çıkarken kendimize de birer bere aldık kulaklarımız donunca.İsteyip de bulamadığım ressam tarzı bereyi,tarif etmeyi bir türlü beceremesem de bulduğuma cidden sevindim.Bu kış atkı-bere-eldiven üçlüsünden yana pek şansım yok asla istediğimi bulamıyorum,bereyi bulduk şimdi sıra atkıyı eldiveni uydurup bulmakta.Önerilere açığım.
Etiketler:
ahmet ümit,
bere,
Günlük Hayat,
istanbul,
kitapçı,
taksim
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Beyoğlunda Gezersin Bil Bakalım Naparsın?
Koca,soğuk,karlı ve sıkıcı bir kışın + parasız geçen 2 ayın sonunda ilk defa geçen akşam dışarı çıktık,bilmem kimin doğum günüymüş birileri de ankaradan gelmiş bahanesiyle toplandık gittik taksime.Hava güzel insanlar güzel başlarda şöyle bir hoşuma gitti ay ne güzelmiş dışarı çıkmak eğlenmek falan gibisinden ama yarım saatin sonunda bu insanlar niye burda gitsinler evlerine şeklinde gezmeye başladım.Biz tabi akıllı gibi cumartesi akşamı çıktığımızdan istiklalde yürümeye yer yok ha araba çarptı ha tramvay ezdi derken kalabalığa kapılıp ilerliyosun.O kadar duydum ettim,hatta orda çalışan arkadaşım bile var ama bir kere bile asmalı mescite gitmemiştim bu vesileyle gitmiş oldum,beğendim mi?hayır.Herhangi bir sokaktan farkı yok,her yer insan seli ve karışık kuruşuk sokaklar var.Balkon diye biyere gidicekmişiz herkes(?) ordaymış,girdik bir apartmana tamm 5 kat çıktık ve resmen mülteci kampı gibi tıklım tıkış bir mekan,oturcak yer bile yok böyle ayakta durmaya çalışarak kokteyl edasına takılıyosun.Öpüştük selamlaştık ama küçücük masa ve sıfır sandalye kombini olunca biz çıkalım pasta kesilirken gelelim gibi bir karar alındı ve yine bir ilk olarak (5 yıldır istanbulda oturduğumu varsayarsak hiç gitmemem çok komik biliyorum:))galata kulesine gittik ve bir oh çektim.süper rahat bir yer,herkes birasını almış sermiş gazeteleri yerde oturuyo,makara muhabbet bayıldım yani.2 saat falan oturduktan sonra,ben bacaklarımı biyerlere sığdırmaya çalışıp herşeyi devirdim tabi bu süre zarfında, tekrar pasta kesilicek diye gittik balkona,bu arada süper manzarası varmış,insanlar azalınca ve oturunca farkettim full deniz.Payımıza düşen yarım dilim pastamızı yiyip(herkes bira içti ben şımarıklık yapıp apple martini içtim ama pişman oldum 2 yudumda bitti)kalktık bindik taksimize eve geldik.O arada kızılkayalardan bir de ıslak hamburgerimizi yedik tabi.O kadar evde kapalı kalmanın sonunda şu gezme eğlenme çok hoşuma gitti devamını getirmeye karar verdim ama yine evdeyiz tabi :) bakalım sıra bağdat caddesinde..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)






