Kahvenin yapılışını çekerken hem mekan sahiplerinin hem de çevredeki turistlerin ilgi odağı olduk resmen :) Yanında verilen fıstıklı lokum ilk içtiğimiz yerde çok taze olmasa da közde kahve yapan yerde gayet taze ve lezzetliydi o yüzden artı puan verdim kendimce.Eğer türk kahvesi seviyorsanız Kadıköyde Serasker sokağa uğramanızı tavsiye ederim özellikle Niyazi Bey'in Türk Kahvesi gerçekten güzeldi hem sunum hem de lezzet olarak.
GEZİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
GEZİ etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
1 Mayıs 2013 Çarşamba
Gezi | Türk Kahvesi
Türk kahvesini normalde çok arayan biri değilim aslında, ama güzel yapan yer oldu mu hele de muhabbetle içmeye bayılırım.Bugün sevgilimin türk kahvesi hakkında haber yapmak için fotoğraf çekmesine de bu yüzden çok sevindim.Kim güzel güneşli bir havada bu şansı kaçırır ki :) Bize lazım olan tüm fotoğrafları çektik bu arada da ben ilk defa közde damla sakızlı türk kahvesi içtim çok beğendim, daha önce yurtta oda arkadaşım izmirden getirirdi ilk defa istanbula geldiğimde içmiştim ve çok beğenmiştim ama daha sonra aldıklarımdan veya dışarda içtiklerimden pek keyif aldığım söylenemez.Bugün bu önyargım kırıldı, demek ki dışarda da güzel yapanı varmış :)
Kahvenin yapılışını çekerken hem mekan sahiplerinin hem de çevredeki turistlerin ilgi odağı olduk resmen :) Yanında verilen fıstıklı lokum ilk içtiğimiz yerde çok taze olmasa da közde kahve yapan yerde gayet taze ve lezzetliydi o yüzden artı puan verdim kendimce.Eğer türk kahvesi seviyorsanız Kadıköyde Serasker sokağa uğramanızı tavsiye ederim özellikle Niyazi Bey'in Türk Kahvesi gerçekten güzeldi hem sunum hem de lezzet olarak.
Kahvenin yapılışını çekerken hem mekan sahiplerinin hem de çevredeki turistlerin ilgi odağı olduk resmen :) Yanında verilen fıstıklı lokum ilk içtiğimiz yerde çok taze olmasa da közde kahve yapan yerde gayet taze ve lezzetliydi o yüzden artı puan verdim kendimce.Eğer türk kahvesi seviyorsanız Kadıköyde Serasker sokağa uğramanızı tavsiye ederim özellikle Niyazi Bey'in Türk Kahvesi gerçekten güzeldi hem sunum hem de lezzet olarak.
30 Nisan 2013 Salı
Kafa Dağıtmak İyidir
Okul arkadaşlarımla hepimiz çok kel alaka yerlerde oturduğumuz için okul dışında genelde pek görüşemiyoruz. Bu aralar sınavlardı ödevlerdi uğraşıp durduğumuz için akşamın 8 9 una kadar okulda olduğum için de açıkçası bıktım biraz. Normalde bu sene mezun olmam gerekirken 1 sene uzattığım için kendimi çok stres altında hissediyorum zaten, çoğu dönem arkadaşımın mezuniyet balosu planı yapması, keplerle fotoğraf çekilmesi üstüne tuz biber oluyor. O yüzden özellikle hazirana yaklaştığımız şu aralar okulda olmaktan sıkılıyorum bunalıyorum. Bu sebeplerden dolayı bugün kızlarla kadıköy gezmesi yapalım kafa dağıtalım dedik çok da iyi oldu çok da güzel oldu ne yalan söyliyim. Geçen sene Mudo'dan aldığım tiril tiril beyaz gömleğimi giyme fırsatım da oldu böylece :) Önce kadıköyden yürüyerek modaya gittik ve nefis bir esinti eşliğinde çaylarımızı içip simitlerimizi yedik, daha sonra çarşının içinde türk kahvemizi içtik en son da Benzin'de birer bira söyledik kendimize. Ders dışında başka şeyler konuştuk ve havanın tadını çıkardık. Gerçekten çok iyi geldi bana bu buluşma.Benim gibi okulu uzatan, okula gittikçe çıldırası gelen varsa tavsiye ederim en azından bir gün uzaklaşıp kafa dağıtmayı. Şu an stresi de attığım için beynimden çok daha rahat hazırlanabilirim her şeye, kısacası bugün ben mutluyum :)
Etiketler:
gezi,
GEZİ,
Günlük Hayat,
kadıköy benzin,
kafa dağıtma,
okul uzatma,
sınavlar,
stres
28 Nisan 2013 Pazar
Gezi | Ortaköy'ü Tanıyalım
İstanbula ilk taşındığımdan beri en sevdiğim semtlerden biridir Ortaköy. Hatta kısa bir dönem de olsa orada oturmuşluğum da var. Gerçekten cıvıl cıvıl, rengarenk, her türden insanla karşılaşabileceğiniz, kendine has bir semttir.Bu cumartesimizi geçirmek için daha güzel bir yer bulamazdık herhalde :)
Takıları ( ya da halk diliyle inciği boncuğu ), kumpiri ve waffle'ı, sahili, nargilesi ve her şeyiyle işte bugün bizim gördüğümüz ortaköy :)
Son iki fotoğrafta yediğim dondurmalı profiterol ve akabinde hala tombişliğimin devam ettiğini alakalı olarak görebilirsiniz :) Bu arada yanımdaki en samimi arkadaşlarımdan biri, bugünkü gezimizi ona borçluyuz desem yalan olmaz :)
23 Nisan 2013 Salı
Gezi | Tatil Eğlencesi
Uzun zamandır ilk defa güzel hava+tatil günü+bol enerji kombinasyonu yapamamıştık,bugün bu üçünden faydalanıp fotoğraf gezisine çıkalım dedik ve çok eğlendik. Hep avrupa yakasına gidiyoruz bu sefer anadolu sahillerine gidelim diye düşündük ve düştük Kanlıca yollarına. Hem yemek yiyip hem semtlerin meşhur yemeklerinden tattık bol bol yürüdük güneşin tadını çıkardık :)
Hamdi Baba Köftecisinde köfte ve piyaz yedik,gayet lezzetliydi ama çalışan sayısı az olduğu için galiba servis yavaş ve biraz porsiyonları küçüktü, biz oburlar olarak köftenin yanına en azından biraz közlenmiş biber veya pilav beklemiştik.
Tabi ki Kanlıcaya gidip meşhur purda şekerli yoğurdunu yemeden olmazdı :)
Kapanışı da Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesinde yaptık. Manzarası ve atmosferi gerçekten çok güzel ama denizi gören bir masa bulmak için avcı gibi bekleyip boşalan masaya koşmak lazım :) Biz yorgun olduğumuz için orta sıralarda bir yer bulduk ve oturduk. Çay gerçekten çok çabuk geliyor ama bir oralet için 20 dakika bekledik, biraz karmaşık bir sistemi var her eleman her şeyle ilgileniyor. Ama oraleti gerçekten özlediğimiz için tadı çok güzel geldi :)
23 nisan olduğu için her yer çığlık atan çocuklarla doluydu, kimisi gerçekten çok tatlıydı ama kimisi de bizi evden çıktığımıza pişman etti.Yine de bu kadar güzel bir havada çıkıp gezmek upuzun bir kıştan sonra çok iyi geldi.
Hamdi Baba Köftecisinde köfte ve piyaz yedik,gayet lezzetliydi ama çalışan sayısı az olduğu için galiba servis yavaş ve biraz porsiyonları küçüktü, biz oburlar olarak köftenin yanına en azından biraz közlenmiş biber veya pilav beklemiştik.
Tabi ki Kanlıcaya gidip meşhur purda şekerli yoğurdunu yemeden olmazdı :)
Kapanışı da Tarihi Çınaraltı Çay Bahçesinde yaptık. Manzarası ve atmosferi gerçekten çok güzel ama denizi gören bir masa bulmak için avcı gibi bekleyip boşalan masaya koşmak lazım :) Biz yorgun olduğumuz için orta sıralarda bir yer bulduk ve oturduk. Çay gerçekten çok çabuk geliyor ama bir oralet için 20 dakika bekledik, biraz karmaşık bir sistemi var her eleman her şeyle ilgileniyor. Ama oraleti gerçekten özlediğimiz için tadı çok güzel geldi :)
23 nisan olduğu için her yer çığlık atan çocuklarla doluydu, kimisi gerçekten çok tatlıydı ama kimisi de bizi evden çıktığımıza pişman etti.Yine de bu kadar güzel bir havada çıkıp gezmek upuzun bir kıştan sonra çok iyi geldi.
Etiketler:
23 nisan,
çengelköy,
gezi,
GEZİ,
kanlıca,
oralet,
purda şekerli yoğurt,
tarihi çınaraltı çay bahçesi
31 Mart 2013 Pazar
Gezi | Pazar Keyfi
Bütün bir kış kendimi ve geri kalan ev ahalisini ay yağmur yağıyo ıslanırız,hava soğuk üşürüz,bugün güneş yok sıkılırız diyerek eve kapattığım doğrudur.Hiç kış insanı değilim zira koca yaz ev yüzü görmezken kasımdan sonra da sokak yüzü görmüyorum resmen,nefret ediyorum soğuk bulutlu kapalı havalardan.Mart gelip geçmesine rağmen hiç bir bahar emaresi de göremediğim için bügünkü hava resmen ilaç gibi geldi.Aldık fotoğraf makinemizi ve attık kendimizi parka :) ben görmeyeli parka çok güzel laleler ekmişler,ağaçlar çiçeklenmiş tam ilkbahar manzarası olmuş yani.Pazar günü olmasından da faydalanan herkes kendini parka attığı için kendimize pek yer bulamadık ama resmen hayat buldum açık havaya çıkınca.
Ağaçlara da resmen can gelmiş, bir güzellik gelmiş insan baktıkça enerj doluyor.
Bu arada aşağıdaki fotoğrafları görmeden Alf'in sadece 7 kilo bir tüy topağı olduğunu belirtmek istiyorum :) karşımıza çıkan bu köpek sanıyorum teacup denilen minyatürün de küçüğü bir boyutta.O kadar minik ve tatlı ki sürekli etrafımıza, yere bakıp hareket etmeye başladık bir süre sonra ezmeyelim diye,ama onun umrunda değil pıtır pıtır geziyor her yerde.
Bu da parkın en şirin tombalağıydı bana göre,ne görse o kadar heyecanlanıyor ki düşe kalka nefes nefese yanına gitmek istiyor :) Babası zor zapttetti minicik bebeği koca parkta, o kadar hareketli yani :)
Ağaçlara da resmen can gelmiş, bir güzellik gelmiş insan baktıkça enerj doluyor.
Bu arada aşağıdaki fotoğrafları görmeden Alf'in sadece 7 kilo bir tüy topağı olduğunu belirtmek istiyorum :) karşımıza çıkan bu köpek sanıyorum teacup denilen minyatürün de küçüğü bir boyutta.O kadar minik ve tatlı ki sürekli etrafımıza, yere bakıp hareket etmeye başladık bir süre sonra ezmeyelim diye,ama onun umrunda değil pıtır pıtır geziyor her yerde.
Bu da parkın en şirin tombalağıydı bana göre,ne görse o kadar heyecanlanıyor ki düşe kalka nefes nefese yanına gitmek istiyor :) Babası zor zapttetti minicik bebeği koca parkta, o kadar hareketli yani :)
29 Mart 2013 Cuma
Gezi | Cevahir Turu
Bugün hem cuma olmasından hem de havanın ılık olmasından faydalanıp bize uzak olsa da cevahire gidelim ne var ne yok bir bakalım dedik. Tabi biz buna karar verince havanın bozup yağmurlu ve klasik İstanbul havasına dönmesi uzun sürmedi. Sevgilimin eniştesinin yeni açtığı Zenhair saç ekim merkezine gittim önce meraktan, neredeyse tüm tanıtım ve grafik işini aldığı ve 1 aydır bu tasarımlarla cebelleştiği için sevgilim merak ettim acaba gereken değeri görüyor mu diye :) Şaka bir yana bu kadar kısa sürede, mecidiyeköyde bu kadar merkezi bir yer bulmalarını ve şimdiden çalışmaya başlamalarını takdir ettim, tabi sürekli bilgisayar ekranında gördüğüm broşür ve kartvizitleri de basılmış olarak inceleme imkanım oldu. ( O olmamış bu olmamış diyerek zavallı insanları sürekli rahatsız etmem de cabası :) ) Yemek yemeye ben her ne kadar açık hava istesem de yağmur yağdığı için cevahire geldik ve uzun zamandır denemek istediğim Tavuk Dünyasını denedim.
Menülerde genelde makarna ve salata sabit, tavuk çeşitleri değişiyor. Diyetime sadık kalmayarak Dağ kekikli ve kremalı tavuk yedim dayanamayıp :( Tavuğu gayet lezzetli ve tazeydi, makarnası da sade gibi görünse de değişik bir tadı var hoşuma gitti. Sadece salatayı beğenmedim, sanıyorum sabahtan sebzeleri kesip akşama kadar beklettikleri için kuru ve tatsızdı. Sunumu çok hoşuma gitti, genelde bu tip yemekleri hep yuvarlak servis tabaklarında getirdikleri için bu şekilde ince uzun bir tabakta olması göze hoş geliyor.
Daha sonra bakalım indirimler başlamadan neler var neler yok seçelim de alışverişe gelince rahat olsun diyerek mağazaları gezdik.( Canım sevgilim benim kadar sevdiği için alışverişi bütün gün gezsek de gıkı çıkmıyor ). Üniversiteye İstanbul'a geldiğimden beri hayran olduğum Pull & Bear yine beni kendine hayran bıraktı tabi. Resmen sürükleyerek çıkardılar beni içerden. Bence mükemmel bir Rock & Roll koleksiyonu çıkarmışlar, o kadar güzel tişörtler var ki hem de çok uygun fiyata kesinlikle gidin bir bakın derim. Kendime en az 10 parça seçtikten sonra eve gelip hesap yapmaya başladım şu an. Acaba hepsini birden ayın başında alsam ay sonuna kadar aç kalır mıyım diye :)
Okul çıkışı gezmek bu kadar oluyor tabi, yorgunluktan bitmiş bir halde eve attık kendimizi. Bugün kendime diyet tatili ilan ettiğim için aşağıda görülen miniminicik ödülü yemeye de hak kazandım gibi hissediyorum kendimi.
I LOVE MARSHMALLOWS ♥
Menülerde genelde makarna ve salata sabit, tavuk çeşitleri değişiyor. Diyetime sadık kalmayarak Dağ kekikli ve kremalı tavuk yedim dayanamayıp :( Tavuğu gayet lezzetli ve tazeydi, makarnası da sade gibi görünse de değişik bir tadı var hoşuma gitti. Sadece salatayı beğenmedim, sanıyorum sabahtan sebzeleri kesip akşama kadar beklettikleri için kuru ve tatsızdı. Sunumu çok hoşuma gitti, genelde bu tip yemekleri hep yuvarlak servis tabaklarında getirdikleri için bu şekilde ince uzun bir tabakta olması göze hoş geliyor.
Daha sonra bakalım indirimler başlamadan neler var neler yok seçelim de alışverişe gelince rahat olsun diyerek mağazaları gezdik.( Canım sevgilim benim kadar sevdiği için alışverişi bütün gün gezsek de gıkı çıkmıyor ). Üniversiteye İstanbul'a geldiğimden beri hayran olduğum Pull & Bear yine beni kendine hayran bıraktı tabi. Resmen sürükleyerek çıkardılar beni içerden. Bence mükemmel bir Rock & Roll koleksiyonu çıkarmışlar, o kadar güzel tişörtler var ki hem de çok uygun fiyata kesinlikle gidin bir bakın derim. Kendime en az 10 parça seçtikten sonra eve gelip hesap yapmaya başladım şu an. Acaba hepsini birden ayın başında alsam ay sonuna kadar aç kalır mıyım diye :)
Okul çıkışı gezmek bu kadar oluyor tabi, yorgunluktan bitmiş bir halde eve attık kendimizi. Bugün kendime diyet tatili ilan ettiğim için aşağıda görülen miniminicik ödülü yemeye de hak kazandım gibi hissediyorum kendimi.
I LOVE MARSHMALLOWS ♥
Etiketler:
cevahir,
gezi,
GEZİ,
mashmallow,
mecidiyeköy,
pull and bear,
tavuk dünyası
13 Mart 2013 Çarşamba
Gezi | Cadde Keyfi
Etiketler:
bağdat caddesi,
gezi,
GEZİ,
istanbul,
penti,
sahlep,
saray muhallebicisi
16 Şubat 2013 Cumartesi
Gezi | Beyoğlu'nda Savrulmalar
Geçenlerde en az 4 5 yıldır görüşmediğim liseden bir arkadaşım beni durduk yere ekledi.Bunca yıldır görüşmediğimiz için lisede küserek ayrıldığımızı düşünsem de kafamda ne onunla ilgili bir anı ne de bir kavga gelmediği için bunca zamandır konuşmamamızın açıklamasını bulamıyorum malesef.Tekrar iletişime geçmemizden 2 3 gün sonra buluşmaya kadar verdik ve İstabul'un iki ayrı ucunda oturduğumuz için herkes gibi hadi Taksim'de buluşalım! fikri çıktı ortaya.Bu yazı benim bir semtte oradan oraya bir tek güzel mekan bulamadan savruluşumun hikayesidir.
Öncelikle aynı anda hem kahvemizi hem sigaramızı içebileceğimiz bir tek mekan bile bulamadığımız için Midpoint'e gitmeye karar verdik.Ben gayet beğendim,Anadolu yakasını ve boğazın neredeyse tamamını gören muhteşem bir terası var,ve iki adımda bir ufolar olduğu için asla üşümüyorsunuz.Fiyatlar benim önyargımın aksine gayet normaldi ve porsiyonlar da doyurucu,sadece çok aşırı kalabalık olduğu için servis biraz yavaş ve garsonlar biraz ilgisiz.Yine de son zamanlarda yediğim en güzel tatlıyı Midpoint'te yedim,sevgili italyan usulü sufle lütfen tekrar bir araya gelelim!
Mekandan çıkınca yüzümüze çarpan soğukla kendimizi ilk bulduğumuz yere atmaya çalıştığımız için sevgilimi de alıp Demirörendeki Nosta'ya gittik.Küçücük bir balkonda sıkış tepiş oturmak zorunda kalsak da malesef sigara içen insanlar olarak 2. sınıf insan muamelesi gördüğümüz için imkanlar çok kısıtlı.Fiyatlar o kadar sıradan bir yere göre biraz pahalı geldi bana ve yer kısıtlı olduğu için garsonlar sürekli sizi masadan masaya gönderiyorlar resmen kişi sayısı arttıkça masa kapmaca oynadık yani.
Bütün akşam boyunca en büyük pişmanlığımı uzun zamandır adını çok duyduğum için merak ettiğim Mürekkep - KafePi de yaşadım.Belki bize öyle denk geldi belki de cumartesi akşamı olduğu için öyleydi bilemiyorum ama bekar değilseniz ve klostrofobiniz varsa uzak durun derim ben.Bir arkadaşımızın doğum günü için gittik,zaten rezervasyonsuz girmek imkansız gibi bir şey,içeri ilk girdiğimizde gayet elit bir ortam gördük herkes şarabını içip masasında yemeğini yiyor,çok hoş hafif bir müzik var ve doğal olarak beğendik, tek eksisi içerde sigara içilmiyor ufak bir bahçeye çıkıyorsunuz sigara içmek için.Saat 11'i geçtikten sonra garsonlar masaları kaldırmaya ve bize zigon sehpa tadında standları getirmeye başladılar.Yaklaşık 10 dakika içinde mekan tıklım tıkış doldu hareket edecek yer kalmadı resmen.Yaşadığım en kötü club tecrübesiydi resmen,kapasitesinin 2 katı kadar ergen dolu,herkesin birbirini ellemeye çalıştığı,ter kokan insanların sürekli birbirini kestiği ve köşelerde yiyiştiği bir yer Mürekep.Doğumgünü pastası kaybolduğu ve o kalabalıkta hareket etmek mümkün olmadığı için bir tek fotoğrafımız yoktu ve google görsellerden bakayım dedim,aslında dekorasyon gayet güzel görünüyor biz anlayamasak da.Kesinlikle hafta sonu gitmeyin derim ben eğer çok kalabalıktan hoşlanmıyorsanız.
Sürekli evde oturduğum zamanlar kendi kendime neden daha fazla dışarı çıkmıyorum,herkes eğleniyor ben evdeyim diye yakındığımda açıp açıp bu postu okumayı planlıyorum artık.Nereye gidersem gideyim (benden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama ) nedense bir türlü güzel mekanlar çıkmıyor şansıma.Bir dahaki sefere arkadaş tavsiyesiyle eğlenmek istiyorum artık.Tecrübe her şeyden önemli galiba :)
Öncelikle aynı anda hem kahvemizi hem sigaramızı içebileceğimiz bir tek mekan bile bulamadığımız için Midpoint'e gitmeye karar verdik.Ben gayet beğendim,Anadolu yakasını ve boğazın neredeyse tamamını gören muhteşem bir terası var,ve iki adımda bir ufolar olduğu için asla üşümüyorsunuz.Fiyatlar benim önyargımın aksine gayet normaldi ve porsiyonlar da doyurucu,sadece çok aşırı kalabalık olduğu için servis biraz yavaş ve garsonlar biraz ilgisiz.Yine de son zamanlarda yediğim en güzel tatlıyı Midpoint'te yedim,sevgili italyan usulü sufle lütfen tekrar bir araya gelelim!
Mekandan çıkınca yüzümüze çarpan soğukla kendimizi ilk bulduğumuz yere atmaya çalıştığımız için sevgilimi de alıp Demirörendeki Nosta'ya gittik.Küçücük bir balkonda sıkış tepiş oturmak zorunda kalsak da malesef sigara içen insanlar olarak 2. sınıf insan muamelesi gördüğümüz için imkanlar çok kısıtlı.Fiyatlar o kadar sıradan bir yere göre biraz pahalı geldi bana ve yer kısıtlı olduğu için garsonlar sürekli sizi masadan masaya gönderiyorlar resmen kişi sayısı arttıkça masa kapmaca oynadık yani.
Bütün akşam boyunca en büyük pişmanlığımı uzun zamandır adını çok duyduğum için merak ettiğim Mürekkep - KafePi de yaşadım.Belki bize öyle denk geldi belki de cumartesi akşamı olduğu için öyleydi bilemiyorum ama bekar değilseniz ve klostrofobiniz varsa uzak durun derim ben.Bir arkadaşımızın doğum günü için gittik,zaten rezervasyonsuz girmek imkansız gibi bir şey,içeri ilk girdiğimizde gayet elit bir ortam gördük herkes şarabını içip masasında yemeğini yiyor,çok hoş hafif bir müzik var ve doğal olarak beğendik, tek eksisi içerde sigara içilmiyor ufak bir bahçeye çıkıyorsunuz sigara içmek için.Saat 11'i geçtikten sonra garsonlar masaları kaldırmaya ve bize zigon sehpa tadında standları getirmeye başladılar.Yaklaşık 10 dakika içinde mekan tıklım tıkış doldu hareket edecek yer kalmadı resmen.Yaşadığım en kötü club tecrübesiydi resmen,kapasitesinin 2 katı kadar ergen dolu,herkesin birbirini ellemeye çalıştığı,ter kokan insanların sürekli birbirini kestiği ve köşelerde yiyiştiği bir yer Mürekep.Doğumgünü pastası kaybolduğu ve o kalabalıkta hareket etmek mümkün olmadığı için bir tek fotoğrafımız yoktu ve google görsellerden bakayım dedim,aslında dekorasyon gayet güzel görünüyor biz anlayamasak da.Kesinlikle hafta sonu gitmeyin derim ben eğer çok kalabalıktan hoşlanmıyorsanız.
Sürekli evde oturduğum zamanlar kendi kendime neden daha fazla dışarı çıkmıyorum,herkes eğleniyor ben evdeyim diye yakındığımda açıp açıp bu postu okumayı planlıyorum artık.Nereye gidersem gideyim (benden mi kaynaklanıyor bilmiyorum ama ) nedense bir türlü güzel mekanlar çıkmıyor şansıma.Bir dahaki sefere arkadaş tavsiyesiyle eğlenmek istiyorum artık.Tecrübe her şeyden önemli galiba :)
7 Mayıs 2012 Pazartesi
Beyoğlunda Gezersin Bil Bakalım Naparsın?
Koca,soğuk,karlı ve sıkıcı bir kışın + parasız geçen 2 ayın sonunda ilk defa geçen akşam dışarı çıktık,bilmem kimin doğum günüymüş birileri de ankaradan gelmiş bahanesiyle toplandık gittik taksime.Hava güzel insanlar güzel başlarda şöyle bir hoşuma gitti ay ne güzelmiş dışarı çıkmak eğlenmek falan gibisinden ama yarım saatin sonunda bu insanlar niye burda gitsinler evlerine şeklinde gezmeye başladım.Biz tabi akıllı gibi cumartesi akşamı çıktığımızdan istiklalde yürümeye yer yok ha araba çarptı ha tramvay ezdi derken kalabalığa kapılıp ilerliyosun.O kadar duydum ettim,hatta orda çalışan arkadaşım bile var ama bir kere bile asmalı mescite gitmemiştim bu vesileyle gitmiş oldum,beğendim mi?hayır.Herhangi bir sokaktan farkı yok,her yer insan seli ve karışık kuruşuk sokaklar var.Balkon diye biyere gidicekmişiz herkes(?) ordaymış,girdik bir apartmana tamm 5 kat çıktık ve resmen mülteci kampı gibi tıklım tıkış bir mekan,oturcak yer bile yok böyle ayakta durmaya çalışarak kokteyl edasına takılıyosun.Öpüştük selamlaştık ama küçücük masa ve sıfır sandalye kombini olunca biz çıkalım pasta kesilirken gelelim gibi bir karar alındı ve yine bir ilk olarak (5 yıldır istanbulda oturduğumu varsayarsak hiç gitmemem çok komik biliyorum:))galata kulesine gittik ve bir oh çektim.süper rahat bir yer,herkes birasını almış sermiş gazeteleri yerde oturuyo,makara muhabbet bayıldım yani.2 saat falan oturduktan sonra,ben bacaklarımı biyerlere sığdırmaya çalışıp herşeyi devirdim tabi bu süre zarfında, tekrar pasta kesilicek diye gittik balkona,bu arada süper manzarası varmış,insanlar azalınca ve oturunca farkettim full deniz.Payımıza düşen yarım dilim pastamızı yiyip(herkes bira içti ben şımarıklık yapıp apple martini içtim ama pişman oldum 2 yudumda bitti)kalktık bindik taksimize eve geldik.O arada kızılkayalardan bir de ıslak hamburgerimizi yedik tabi.O kadar evde kapalı kalmanın sonunda şu gezme eğlenme çok hoşuma gitti devamını getirmeye karar verdim ama yine evdeyiz tabi :) bakalım sıra bağdat caddesinde..
Kaydol:
Kayıtlar (Atom)


































