ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
ankara etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

17 Haziran 2011 Cuma

Obez Miyim Neyim


Geçenlerde yine 3 haftanın sonunda falan döndüm ankaradan.Heralde ben bu gidişle temelli yerleşicem ama daha kendime itiraf edemiyorum.Her seferinde böyle bi umut yok kesin 3 gün sonra dönücem ben falan telkinleri oluyo ama o 3 4 günün sonunda gitmeycem ben diye başının etini yiyorum onun.Bu sefer geçenkinden de daha beterdi ama.Geçmeyen günleri mi sayıyim,evde otur otur kendimi yeme içmeye vurdum onu mu sayıyim,birbirimizden soğuduk  resmen.İşin kısası bi daha uzunca bi süre ankaraya gitmeme kararı aldım Ki zaten gider ve o kadar yapışırsam yine oraya ilişkimiz boka sarıcak.Gerçekten de kendi tezimi kanıtladım.insan ne kadar birlikte olursa o kadar sıkılıyo arkadaş.Biyerden sonra karışındaki adama anam bi uyusa da şurda iki tip kessem falan diye bakıyosun,Ankara zaten bıktı benim dırdırımdan sıkıntı basmamdan bişeyler ilgimi çeksin diye ağzımın içine bakıyo.Birbirimizden tiksindik yani.yine de istanbula beraber geldik dayanamadık tabi,ama burda daha iyiyiz.en azından salon var oda var falan aynı evin içinde birbirimizi görmeden de yaşayabiliyoruz.Neyse dedim orda yemeye içmeye vurdum kendimi diziler filmler tırıvırı bisürü bişey ama hep oturuyorum.Bi geldim anam resmen yaban domuzu gibi olmuşum.ha zaten şişmandım o ayrı da iyice olayın bokunu çıkarmışım,bakıyorum beden kitle endeksi diye bi aparat var ya ha işte onda obez çıkıyorum!bir tane kotum bir tane şortum elbisem hiç bişeyim olmuyo üstüme,sürekli penye şeylerle gezer oldum da onlar da giyme bizi artık yaa falan diye yalvarcak bana o derece.bu böyle olmaz dedim tabi geldiğimin ikinci günü başladım diyete,aklımca detox yapıcam arınıcam şahane olcam bi günde,adriana lima falan halt edicek yanımda.bu kafayla başladım ben yeşil çaylar bilmem neler sabah.1 saat falan sürdü heralde,Ankara uyandı kalk kavaltı yapalım,onu yiyelim donut yiyelim bilmem ne içelim onu pişirelim falan derken,biz geleli oldu 5 gün hala ben domuz gibiyim.o değil bi de kendimi suçlu falan hissediyorum sokağa çıkınca,şişmanım çirkinim falan insanlar bi tuhaf bakıyolar,onların göz zevkini bozmuşum gibi,oturup kalkamıyorum bi yere zaten,arkadaşlarım falan da benimle oturmaktan utanıyo gibi böyle ay şu mal bi kalksa da az ortam yapsak triplerindeler,iyice psikolojimi falan attım çöpe bi daha da çıkmadım dışarı.Karar aldım zaten zayıflayıp biraz adama dönesiye kadar evde takılcam.olmadı bi sporda çıkarım onda da çaba gösteriyo bu iyi iyi falan diyerek ezmezler beni diye umuyorum.3 gün sonra dönücem zaten annemlerin yanına,orda hiç bişey yedirmezler zaten bana bizim aile daimi diyette herkes 20 kilo falan.Hiç olmadı orda adama dönerim diyorum.o da ayrı bi mevzu,daha babama yaz okuluna kaldığımı söylemedim adam beni kesip biçebilir ekmek bıçağıyla.içim hophop o yüzden gitmeme az kaldıkça.

Ha bu arada ikeaya gittik aylaaar sonra ve ikeayı eve aldık geldik.Zaten ben ikeanın doğaüstü falan bişey olduğuna inanıyorum böyle giriyosun içeri kendini kaybediyosun herşeyi alıyosun elinde olmadan,bi koltuklar bi yataklar falan yapmışlar uyumaya ikeaya gelirsin yani o kadar fena,oturdun mu kalkamıyosun.Pek bişey almadım ama yastık yorgan falan fişman aldık çift kişilik yatağa geçicez diye.Ama tabi paralar suyunu çekti artık açız bi süre.Şu yaşadığım şeylerden anladığım kadarıyla irade denen zıkkım da bende bi gıdım yok arkadaş.Hiç bi şeye dayanamıyorum herşey benim olsun falan gibi bi kafadayım çıkmam lazım bundan.Zaten Ankara'yla iddaaya girdik eğer eylülde belirlediğim kiloya ulaşırsam fujifilm instax alıcak bana.Gazı verdim kendime baya bakalım işe yararsa mutlu haberlerimi paylaşıcam.

9 Mart 2011 Çarşamba

Kar.


ankaradayım.dayanamayıp daha bir hafta bile geçmeden yanına geldim yine.gelirken dönmek istemeyeceğimi biliyodum ama sebebinin sadece o olmayacağını tahmin bile edemezdim.evet,ankarada inanılmaz bir kar var şu an ve en dandik yerler bile cennet gibi görünmekte gözüme.bugüne kadar önünden yüz kere geçip de bir kere bile kafamı çevirip bakmaya tenezzül etmediğim ağaçlar bile şu an şahane görünüyolar.o kadar hasret kalmışım ki böyle ölümüne,santimlerce yağan kara malak ev arkadaşımın sokağa attığı biricik kedimi bile düşünemiyorum,gidemiyorum.o da ayrı tabi zamanı gelince düşünücem ve hatta cana okuma gibi planlarım var.şu havada bit kadar kediyi sokağa attığı için belki yıllarca aynı evin içinde yaşasam bile affetmicem ama gidip de duruma el koyamıyorum.aptal gibi oldum.yataktan kalktığı anda uykum kaçarken,pencereden baktığımda ait olduğum yer burası derken nasıl dönebilirim o eğreti evime.hala benimseyemediğim,neden tek başıma güllük gülistanlık yaşarken birden bire ev paylaşmaya karar verdiğimi bilemediğim,3 gün içinde taşındığım o eve dönmek istemiyorum.burdaki o bembeyaz manzarayı bırakamam,daha kara doyamamışken o nemli soğuğa geri dönemem.ne kadar dayanırım bilmiyorum daha.tapir,lütfen kaybolma annecim evine geri gel.beni bi de bu vicdan azabıyla yaşatma o evde.ayrıca biri de insanlık adına çıkıp bana bi yol gösterirse de memnun olurum.yazarsan rahatlarsın dediler,ilk defa rahatlayamıyorum.cenabet miyim neyim her şey ters.ayrıca 3 günlüğüne bile olsa blogspotu kapatan zihniyetin de pipisi düşsün.02.00daki otobüsü de inşallah kaçırırız.

21 Mayıs 2010 Cuma

Sabah.

      Ankara'daydım.hava güzeldi,yeni inmiştim otobüsten,kalabalıktan sıyrılıp yolumu bulmaya çalışıyordum.O'na gelmiştim.benim ilk yalnız ve habersiz yolculuğumdu. Heyecanlıydım.hiç bilmediğim bir şehire daha yeni tanıdığım bir adamın yanına gelmiştim. Herneyse..Elimde küçük kahverengi bir bavul,bindim dolmuşa gittim.seni alırım tansaşın önünden demişti.gelince bekledim. Heralde 1 2 dakika sürdü.dayanamadım.yürümeye başladım eve doğru,bir an önce kavuşmak,öpmek,sıcacık boynuna sarılmak ve hep orada kalmak istiyordum.Karşıdan gelirken gördüm onu,siyah bir eşofman altı,o sevdiğim gri montu,dağınık saçları ve kısık bakışlarıyla paytak paytak geliyordu.İlk defa görüyor gibiydim,kalbimi avuçlarıma aldım yine,hızlandım..Yaklaşınca tenine dokunabilecek kadar,sarıldım konuşmadan,kokusunu içime çektim,evet dedim işte benim olmam gereken yer burası,bu kolların arası.Tuttu elimden,aldı çantamı,yürümeye başladık eve doğru.birer sigara yaktık..Girdik kapıdan sessizce odamıza,sarıldık uyuduk pencereden giren çim kokulu havayla.O sabah,ona aittim..O da bana. Erkeğimdi.abimdi.babamdı.sevgilimdi.aşık olduğum adamdı.Herşeydi yanımda uyurken.Ne güzel bir şey seninle uyumak dedi,sarıldım.Konuşamadım.Konuşsam sesim titrer diye korktum.her zamanki o yılışık gülümsememi bile konduramadım dudaklarıma.Yalındım onun yanında,bendim sadece.O ankara sabahında,ben aşık bir kadındım.

20 Mayıs 2010 Perşembe

Ankara'm.


3 ocak 2010,yeni yılın ilk günleri daha...hiç karar almadım öyle büyük diye nitelendirilebilecek kadar bu sene.sıradan bir tarih,sıradan bir yıl,daha önceki 19undan farklı olmayan bi periyottu benim için 2010.büyük umutlarım falan da yoktu o zamana kadar tadını alamadığım aşktan.öyle pervasızca,bir anda çıktı karşıma benim erkeğim.o da herkes gibi herkesti.gözüme çarpan bi yanı yoktu ağdalı,üslüplu konuşmaları dışında.değişik bi ADAM demiştim sadece.ondan bahsederken kendime şu çocuk diyemiyordum.şu çocuk değil,şu adamdı o.öyle sıradan bir gece tanıştık biz,sigara zamlarını tartışıyorduk kendi aramızda,sanki bizim için önemli olan başka bir konu yokmuş,derdimiz tasamız o olmuş gibi ölümüne başlıklar açıyorduk forumda.sonra birden pırt diye belirdi ortada,muhabbetin tam göbeğinde.sigara sarmaktan bahsediyordu,makinelerden,çarşaflardan,tütünlerden.böyle abidik gubidik şeyler işte öyle önemli bi yanı yok.ama o söyleyince sanki o zamana kadar hiç keşfedilmemiş,açığa çıkarılmamış büyük bir çözümmüş gibi gözlerim parlamıştı..hemen alıntı yaptım.ama öyle resmi,öyle mesafeliydi ki,hayatımda ilk defa biri bana o nefret ettiğim yavşak tavırlar içine girsin istedim ama o hiç tavrını bozmadı.1 kaç saat sonra,mesaj kutum turuncu ışıklar saçtığında,o yüzden hiç beklemedim o'nun adını görmeyi.kalbim ağzımda değil sanki avucumda atıyordu farkettiğimde.öyle başladık işte biz.çoğu insanın yadırgayan gözlerle '' aaa internette mi tanıştınız siz '' şeklinde ifade ettiği ilişkimizin ilk kıvılcımıydı 3 ocak.herkes gibi değildi,şaşırmıştım bana '' msn varsa geçebilir miyiz? '' diye ifade edilen aslında abazayım ben demenin medeni yolu olan o cümleyi söylememesine.daha sonra 2 yıldır maddi ya da manevi hiç ilişki yaşamamış olduğunu öğrendiğimde inanamamıştım.konuştuk,konuştuk,konuştuk...bütün hayatım sanki o turuncu pırıltıya bağlıymış gibi şaşı oluşumu hatırlıyorum.gözüm kulağım aklım bütün hücrelerim ondan gelicek 3 4 cümleye odaklanmıştı.o ise bu isteği perçinlercesine mesafesini koruyor,hala o ağdalı konuşmasından taviz vermiyordu.ilk defa hiç görmediğim bi adamdan hoşlanıyordum kendime bile açık etmekten korkarcasına.sonra bir gün şiir sevmediğimi söyledim ona.1 kaç hafta önce,onun yolladığı şiirleri ...'mun yolladığı şiirler olarak klasörlediğimi görünce gülmüştü,utanmıştım.evet...şiirler yolladı bana,sanki ruhumu okumuş gibi,somut şiirler...bizim gibi insanları,bizim gibi hayatları,aşkları anlatan şiirler.ben şiiri de onunla sevdim.ama yetmedi işte,bakmayın böyle görmeden sevdim palavralarıma,görmek istedim,nasıl bir yüzü vardan ziyade,nasıl gülüyor,nasıl çatıyor kaşlarını'ydı benimki.merak ediyordum,konuşurken nasıl olduğunu yüzünün.gördüm..erkeğim oldu sonra.gece yatağıma,gün ışırken okuluma götürdüğüm,televizyon izlerken koynunda yattığım,hayali erkeğimdi.görmeyi sadece günlerce bekledim ama hissetmeyi aylarca.nasıl dayandım bir de bana sorun.hep istedim onu.içim yandı,tenim yandı.ilk yanıma oturduğundaysa ellerim alev aldı sanki.ilk adımı ben attım evet.utanmadan,çekinmeden,ben öptüm yanaklarından.Rahatlamıştım..sevmiştim..aşık olmuştum.o günden bu yana tam 40 gün geçti.şimdi özlüyorum onu,ama ilk defa huzurla bekliyorum birini.benim olduğunu bilerek gönderiyorum evine.güveniyorum bedenimi emanet edercesine.dua ediyorum.ben seninim diyorum..
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...