tapir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster
tapir etiketine sahip kayıtlar gösteriliyor. Tüm kayıtları göster

21 Mart 2013 Perşembe

Tapirin Zayıflama Günlüğü

      Yıllardır bilinen bir şey benim zayıflamak istediğim. Her ne kadar her kız kilosunu beğenmeyip sürekli bir şeyler yapmaya çalışsa da ben malesef bu zamana kadar farkında olmayıp neredeyse obezin de obezi denebilecek kadar kilo aldım.Üniversiteden önce hiç böyle bir problemim olmamasına rağmen burada yediğimiz fast foodlar, her akşam abur cubur eşliğinde film izlemeler, bugün hava yağmurlu dün de çok sıcaktı diyerek sporu hep ertelemek malesef bir birikim oluşturuyor ve kilo vermek çok zorlaşıyor. Geçtiğimiz yaz büyük bir azimle ve sıcağın da etkisiyle verdiğim 12 kilonun 4ünü geri almış durumdayım ve havalar ısınıp montların hırkaların arkasına saklanma mevsimi geçtikçe içimi bir korku sarıyor -şimdi ne yapsam da kilolarımı saklasam diye. Buradaki yazımda önemli ipuçlarını yazmıştım, öncelik olarak bunlardan başladım tekrar ama uyku düzeni ve malesef tatlıyı bırakmak benim için çok çok zor adımlar olduğu için blogumdan destek alarak ve kendimi sorumlu hissederek bunları da çözmeyi düşünüyorum.
   
      Bugün uzun zamandan sonraki ilk yürüyüşümü yaptım, zaten açık havada kulağımda mp3 çalarım yürümeyi çok sevdiğim için bu adım hiç zor olmadı.Altımda -her zamanki gibi taytım üstümde 'Yoda' lı sweetshirtüm çıkıp 1 saat mis gibi yürüdüm.Akşam yemeğimi 8 civarı gayet güzel hafifçe yedim amaaa asıl zor kısım ondan sonra başladı. Bilmeyenler için söyleyeyim White Collar gibi muhteşem bir diziye sardık bu aralar sevgilimle. Başroldeki Matt Bomer'i youtubeda dönen 50 shades of grey funmade fragmanlardan gördüm ve bir şans vermek istedim, diziye başladım ve tabi ki şimdi de bırakamıyorum. Her neyse açtık diziyi, gitmiyor arkadaş resmen yiyecek içecek bir şeyler olmayınca.Bir bölüm izledikten sonra çıkalım Alfi gezdirelim hava alalım dedik, park dönüşü kendimizi tekelde bulup çikolata almamız kaçınılmaz oldu böylece. O değil de milka bu son çikolatasıyla resmen beklentileri aştığı için paketin 2/3 kısmı şu an midemizde keyif yapıyor :(




      Bugün böyle bir kaçamak yaptım bakalım yarın azmime sadık kalıp en fazla 2 kare çikolata ve mis gibi bir yürüyüşle günü atlatabilecek miyim. Bu arada 20 mart itibariyle 77 kiloyum, hedefim 20 haziranda en azından 65 kilo olmak. Game on bitches!

23 Haziran 2011 Perşembe

Küçük Bir Buhran

Ankara'yla alakası var mı yok bilemem ama onunla birlikte olmaya başladığım süre zarfından beri geri kalan herşeyim bok gibi gidiyo.mutluyum,huzurluyum ama kendimi terliksi hayvan ya da mavi yeşil alg gibi falan hissetmediğimi söyleyemem.tek hücreli sabit kafalı bi canlı oldum çıktım.
herşeyi ona endeksleyerek kendi hayatım yokmuş gibi davranıyorum,dolayısıyla gerçekten de kendi hayatım olmuyor.koca bir dönemin yarısını ankarada geçirmem bi yana,ne kendi arkadaşlarımı görüp konuşabildim,ne bi yere çıkıp gezebildim ne de bi sosyal hayat oluşturabildim kendime.onun yerine,dana gibi şişmanlayıp okulu umrunda olmayan asosyal bi insan,ne insanı yaratık oldum hatta.tipte 5 yıllık evli altın bilezikli ev karıları gibi oldum.bi kucağımda bağıran çocuğum eksik.kilolarımla olan sorunlarımı zaten yazdım bi daha yazıp kafa patlatmak istemiyorum.bugünkü konumuz benim aslında okulla uzaktan yakından alakası olmayan okulum.geçen dönem zaten bisürü finale girmediğimi,milletin gazına gelip amaan bursluyum koyver gitsin tavrıyla,yerlerde sürünen bi ortalama getirdiğimi bi kenara bırakırsak,bu dönem de sıvadım.amacım ortalamamı yükseltip öteki döneme rahat başlamakken,geçen seneki derslerimi de çöpe atıp daha da berbat bi duruma geldim.etrafa sanki umrumda değilmiş gibi bi imaj çiziyorum ama içten içe bunalımdayım.çünkü ben hayatım boyunca başarıyla beslenmiş hatta başarıyla övüne övüne çevremi deli etmiş bi insanım ve şu anki halim utanç verici.bugün yaz okulu derslerimi seçerken okulun yaptığı iyilikler (!) zaten olduğum durumu iyice gösterdi bana,kızım sen bi halta yaramazsın sana ders açsak açmasak kaça der gibi bi tavırdalar yani.o yüzden şu andan itibaren okula bari asılıyim de eski formumu yakalıyim.bu sefer kararlıyım, geçen seneki gibi değil yani.o yüzden haberlerde falan üniversiteli kızın büyük başarısı diye görürseniz bilin ki o tapirdir.

ps:şu gün itibariyle 6 kilo vermiş durumdayım :) ama her yerim çok ağrıyo.

9 Nisan 2011 Cumartesi

Nasıl delirdim?


Ara sıra biseksüel olduğumdan şüphe etmediğimden değil de,bu aralar kızlar daha mı bi güzel sanki?Ya da nesilden nesile erkekler mi yüzüne bakılmaz oluyo ben çözemedim.Yani seviyorum onları,bedenlerini hatta bazen düşünce yapılarını da,her ne kadar kafaları 15 yaşında donup kalsa da.ama kızlar,kadınlar demiyorum bayanlar demiyorum üzgünüm sınıflandırmıyorum hemcinslerimi,günden güne daha da serpiliyor,ufku genişliyor ve nedense 19 yaşından sonra üzerlerine acayip bir sempatiklik çöküyo.Hani yüzüne bakarken bunun vücudu nasıldır  falan diye çok düşündüm,eminim demiyim de muhtemelen bunu hepimiz yapıyoruz,ilk defa bir kızı öpüp sarılmak falan istedim, ki aylardır sanal ortamda tiksinme raddesine gelen duygular beslemekteydim.Hep mi itici,teşhirci,narsist ve belden aşağı olur bi insan diyooorken,kız eve geldi ve bum!Sabah tanışıp akşam battaniye altında film izleyebilcek kadar samimi olduk birden.yani demem o ki,benim kızları beğenmem bi yana,bu özgür kızım ben çok fenayım triplerinde gezenlere söylüyorum lütfen yapmayın.bırakın görelim ne kadarsınız,ne kadar hoşsunuz ya da boşsunuz.yani hadi bi kaç yıl öncesinde tamam da şu aralar moda bu,uymayın.biri size 'ben sana çok sinir olmuştum ama hiç öyle değilmişsin yaf' falan gibi şeyler söyleyince değil,'kızım sen aynı göründüğün gibisin' falan dediler mi sevinin.çok nadir çünkü o kızlar artık,o kadar ki öyle kızları ben bulsam ben alıcam kendime o derece.


Başka bişey de postmodern city&cinema dersim.Hayatımda aldığım hiç bir seçmeli ders bana bu kadar katkı yapamaz heralde. Tamam ambale oldum falan ama o kadar güzel filmlerden sınav olmak rüya gibi anasını satıyim. Ödevim film izlemek.Salı günü sınavım var,ki ankaradan daha yeni geldiğim için hiç bi şeye adapte olamadım,kendimi tekrar hazırlık falan gibi hissediyorum okulda,utanmasam peçe falan takabilirim kimse görmesin beni diye.geldiğim gibi de sınavlarım başladığı için iyice zibidi bi kılıkla bu sınavlar niye bu kadar erken ya falan derken şu sınav ilaç gibi geldi.Az önce Stranger Than Paradise bitti ve siyah beyaz bi filmin ne kadar etkileyici olabileceğini farkettim.Sırada Paris,Texas var bakalım sonuç ne olacak.

Ayrıca tabi görüldüğü üzre internetim bağlanmış durumda yarabbim şükürler olsun.340 liralık borcu oradan oraya fax çeke çeke nasıl ödediğimi cebimde 3 lirayla istanbula nasıl geldiğimi falan allah bilir.Tabi internet bağlatıcam diye uğraşırken kredi kartıma da icra gelmiş,internet var ama ben battım kısacası.Bir çaresini bulacaz falan diye ortalıkta gezen kaşlı bıyıklı bi hatun oldum,tez zamanda kurtulayım şu durumdan da kafada bir bahar temizliği yapayım inşallah.Bu sıralar felsefem de şu oldu hadi hayırlısı ''hayat zor''.

9 Mart 2011 Çarşamba

Kar.


ankaradayım.dayanamayıp daha bir hafta bile geçmeden yanına geldim yine.gelirken dönmek istemeyeceğimi biliyodum ama sebebinin sadece o olmayacağını tahmin bile edemezdim.evet,ankarada inanılmaz bir kar var şu an ve en dandik yerler bile cennet gibi görünmekte gözüme.bugüne kadar önünden yüz kere geçip de bir kere bile kafamı çevirip bakmaya tenezzül etmediğim ağaçlar bile şu an şahane görünüyolar.o kadar hasret kalmışım ki böyle ölümüne,santimlerce yağan kara malak ev arkadaşımın sokağa attığı biricik kedimi bile düşünemiyorum,gidemiyorum.o da ayrı tabi zamanı gelince düşünücem ve hatta cana okuma gibi planlarım var.şu havada bit kadar kediyi sokağa attığı için belki yıllarca aynı evin içinde yaşasam bile affetmicem ama gidip de duruma el koyamıyorum.aptal gibi oldum.yataktan kalktığı anda uykum kaçarken,pencereden baktığımda ait olduğum yer burası derken nasıl dönebilirim o eğreti evime.hala benimseyemediğim,neden tek başıma güllük gülistanlık yaşarken birden bire ev paylaşmaya karar verdiğimi bilemediğim,3 gün içinde taşındığım o eve dönmek istemiyorum.burdaki o bembeyaz manzarayı bırakamam,daha kara doyamamışken o nemli soğuğa geri dönemem.ne kadar dayanırım bilmiyorum daha.tapir,lütfen kaybolma annecim evine geri gel.beni bi de bu vicdan azabıyla yaşatma o evde.ayrıca biri de insanlık adına çıkıp bana bi yol gösterirse de memnun olurum.yazarsan rahatlarsın dediler,ilk defa rahatlayamıyorum.cenabet miyim neyim her şey ters.ayrıca 3 günlüğüne bile olsa blogspotu kapatan zihniyetin de pipisi düşsün.02.00daki otobüsü de inşallah kaçırırız.

15 Ocak 2011 Cumartesi

Wet & Dry


Son günlerdeki içki yasağı toplumun gündemini - daha doğrusu benim gündemimi - oldukça meşgul ediyor.Her yerde açıklamalar,röportajlar,forumlar,başlıklar,makaleler görüyorum.Herkes işin aslını anlatmak için koşturuyor ama açıkçası şu ana kadar hiç bir yere varılmadı.Hala hiç kimse nerde içip içemeyeceğimizi,ne içip içemeyeceğimizi,nerden alıp alamıyacağımızı bilmiyor ki bence istenen de buydu.İnsanları öyle bir kafa karışıklığı içine soktular ki marketten bira alırken bile insan tedirgin olup almaktan vazgeçebiliyor.Ama kimsenin de böyle yasakları insanları nelere teşvik edebileceğini düşündüğünü sanmıyorum,zira 18 yaşındaysanız hayat size alkolsüz görünmez,ve ne kadar yasaksa o kadar cezbedicidir çünkü bir şeylere başkaldırıyorsunuzdur. Hatırlıyorum da aklımda en eğlenceli olarak kalan anılarımın hepsinde kafam güzeldi.Yılbaşları,doğum günleri,evde 10 kişi yaşadığımız zamanlar,okul çıkışları veya taksimde sabahladığımız geceler.Sigara yasağı ortaya çıktığından beri bir bara gitmemizin tek sebebi alkol oldu ve şimdi eğer bir de bu yasak çıkarsa biz ne halt yeriz düşünemiyorum.İnsan 21 yaşında sarhoş olamazsa eğer ilerde çocuklarına ne anlatır ki?İşte bu sebeplerden ötürü hepimizi büyük bir korku sardı ve illegal yollara başvurmaya başladık yavaş yavaş,ki daha bu başlangıç.Zaman geçtikçe kaçak içki bir zamanların kaçak sigarası gibi çok havalı görünmeye başlayacak ve hatta bardağını sıvısıyla dolduramayan giderek 'kuru kuru' takılmaya çalışacak.Torbacılar zengin olup türkiyede derebeyi edasıyla gezecek ve hepimiz dumanlı kafalarımızla 'vay anasını ne eğleniyoruz ha' gibi cümleler kuracağız.Ki sanıyorum sevgili 4.muratımızın da istediği tam olarak bu,bir babanın kızının sevgilisi olduğunu öğrendiğinde salağa yatması gibi onlar da biz görmeyelim kimse duymasın da ne yaparlarsa yapsınlar düşüncesinde belki köşkün bahçesinde gizli gizli cigaralarını yakacaklar.Demek istediğim ne yaparlarsa yapsınlar ergenlikten yeni çıkmış delikanlı ve güzide kızlarımızın sokak köşelerine kusmalarını engelleyemezler.Benim insanım gerekirse arka bahçesinde ispirtoyu damıtıp içer.Eğer ki sektörün 'kurumasını' istemiyorsanız bırakın kim ne yaparsa yapsın.Ben eğer silah taşıyıp,oy kullanıp hele bir de evlenebiliyorken sahilde biramı içemiyeceksem şimdiden çekiyim gidiyim.

4 Haziran 2010 Cuma

Başlamak.


      Bunalımdaki insanlar gibi davranmaya başladığımı farkettim bugün.sanırım bıktım.sürekli debelenip durduktan sonra elime hiç bir şey geçmemesinden.zayıflayamıyorum,ders çalışamıyorum,çalışsam da yapamıyorum,giyinmiyorum adam gibi,bakmıyorum kendime,evimi temizlemiyorum aylardır,dışarı çıkmıyorum şöyle doyasıya eğlenmiyorum,dertleşmiyorum kimseyle,dedikodu bile yapmıyorum,sevgilime onu sevdiğimi söyleyemiyorum,alışveriş yapmıyorum,yürümüyorum,sahile gidip de sigara içmiyorum,resmen hayatın tadını çıkarmıyorum,sadece vakit geçsin diye yaşıyorum.Neden böyle yapıyorum bilmiyorum.bugüne kadar her şey için ölümüne çabaladıktan,canımı dişime takıp uğraştıktan sonra domino taşları gibi yıkılmasından pes ettim galiba.Sırf o hayal kırıklıklarını yaşamamak için elimi eteğimi çektim hayattan.Öylesine uyuyup uyanıyorum artık.Ne uyumak ne de uyanmak için bir amaç gütmüyorum.Arkadaş bile edinmiyorum açıkçası.hepsi bir gün bana kazığı çakıp gidecek çünkü.Ama bu böyle gitmez.hayatıma çeki düzen vermek zorundayım,zamana uyum sağlamak,uğraşmak,didinmek ve yükselmek,ilerlemek zorundayım.Çok karar aldım bugün,farkındalıklar yaşadım,biçimlendirdim kafamda,sadece uygulaması kaldı,en zor kısmı.Yine de inanıyorum kendime.Ben neleri başardım neleri atlattım diyerek avutmuyorum kendimi.Daha neler gördün ki sen,neler yaşadın,neler başardın diyorum.Ne günler ne saatler,anlar,hazlar,umutlar var önünde diyorum.Aşk acıyı,mutluluk hüznü getirir beraberinde,bundan korkmuyorum.bugün; yeni bir sayfa açtım hayatımda.Pişmanlıklar yaşamamak için cesaretimi çıkardım kuytu köşelerimden.Her şey daha güzel olacak,inanıyorum.ama en ilginci bu düşüncelere kek yaparken ulaşmış olmam..

19 Mayıs 2010 Çarşamba

Kahpe felek.


Arkadaş nedir bu herkesteki ben feleğin çemberinden geçtim,gördüm geçirdim tavırları?herkeste bi kendini yaşlı gösterme isteği.yahu biz daha bir kaç sene önceye kadar gençleşmeye,çocuklaşmaya uğraşmıyor muyduk?çok uzun zaman önceden beri tanıdığım arkadaşlarımın bile bu modaya uyup bana numara yapmaları kanıma dokunuyor.hayatıma yeni girenlere bir nebze tahammül etsem de 10 kişiden 6sının sırf herkesten farklı olmayıp ''kendini farklı gösterme'' furyasında ilerlemesi üzüyor beni.hele ki bir kız tanıdım,yok böylesi.her zaman yeni tanıştığım insanları kendi çevreme sokmaktan zevk alırım,değişik insanları karşılaştırmak,muhabbetlerini dinlemek hep hoşuma gitmiştir.ama bu kızla her şeyi terse çevirdim ben.hasta gibi içmekten,her önüne gelen adamla hesapsız sevişmekten,sokaklara düşmekten,tekme tokat kavga etmekten nasıl övünç duyabilir ki üniversiteli bir genç kız?işte günümüz insanlarında bu var,herkes gibi olmamayı,farklı olmayı böyle bir şey sanıyorlar.utanıyorum açıkçası normal olmaktan.hani etrafta bu kadar türlü çeşit insan varken benim tekdüze bir insanoğlu olmam kendimi garip hissettiriyor.20 yaşındayken 20 yaşında olmanın nesi ayıp oysa?fuck buddysi olmamanın,özel günlerde 1 kaç kadeh içkiyle çakırkeyif olmanın,sevgilini özlemenin,uykun gelince uyumanın,ılımlı olmanın nesi tuhaf?ya da çok acı çekmemenin?ben anlamıyorum yani..mutluysam ne güzel azizim.çekmedim acı falan ben,öyle herşeyi de görmedim,pervasızca sabahlamadım da.carpe diem'i abartmadım günümü de tadında yaşadım.çocuğum daha,genç bile değilim.ergenlikten yeni çıkmış züppelerle takılmayı da seviyorum,sigarayı içiyorum öyle bir sene önce falan bırakıp hiç hatırlamadığım olmadı,öğretmenlerim benim için 'zeki ama çalışmıyor' da dedi,şişmanım,kısayım,esmerim öyle çok güzel gözlerim falan da yok.sıradanım işte.hiç de gocunmuyorum.öyle hayallerim yok benim,nevroz falan geçirmedim.20 yaşındayım,mümkünse önümüzdeki 1 sene boyunca da bu yaşta kalmayı hedefliyorum.bir yandan çalışıp bir yandan okumak,sarhoş olmak,her gördüğüm otu boku çekip feysbukuma eklemek istemiyorum.benim gibi olmak da ayıpsa,bırakın ayıbımla yaşayayım.

Nedir aşk?


Çok duyuyorum çok..aşığım,aşıksın,bak onlar aşık,bilmem kim bilmem kime aşıkmış...bırakın arkadaşım şu kelimeyi.bir huzur verin.balıklama atlamayın her duyduğunuzda.her şeyi yormayın,bağlamayın aşka.hem ne zamandan beri bu kadar kolay oldu ağzımızdan çıkması?ne zaman karar verdik promosyon şampuan gibi bol keseden harcamaya?nedir abi aşk?nedir yani kimsenin dilinden düşürmediği,önüne çıkan her götü boklu için kullandığı o 3 harf?

Bakmayın böyle söylediğime,benimki biraz da kendime sinirimden.hiç istemediğim,zayıflık olarak gördüğüm halde kendimi bağlı hissetmeme bir adama.sanki çok gerekliymiş gibi ağzının içine bakmama ne söylüyo diye.rüyalarımda görmeme.pılımı pırtımı toplayıp gitmeme.bu aptal babavari güvenime.herkesten ölümüne sakladığım düşüncelerimi hafif serin bir akşamda gayet romantik müziklerle ona açmama..ve bunlara rağmen ben aşığım diye söyleyememe.o kadar gönlü bol,lafı bol olamayışıma..

Aşığım demek kolay değil azizim.aşığım demek sadece ağızdan çıkan öyle sıradan bir kelime değil yani.çok büyük sorumluluk.kullanmasın öyle her önüne gelen.ya da benim gibi düşünen azınlık için farklı bi kelime türetsinler.toş mesela,ne bileyim.öyle yerlerde sürünmesin,sadece biz bilelim.söylediğimizde yüreğimizi titretelim.hı,olmaz mı?
Related Posts Plugin for WordPress, Blogger...